Tarih boyunca insanın kendini ve yaşamı tanımlarken kullandığı bu sesler dünyası, zamanla her toplumun kendi kültürel yapısı içerisinde farklı şekiller almış, ama hiçbir zaman müziği olmayan bir toplum olmamıştır. Onlarca tanımı yapılan ve üzerine çok şey yazılıp çizilen bu sanat ve bilim dalı için hangi tanımın daha başarılı olduğunu söylemek güç. Buna rağmen müziğin, beklentilerimiz ve bakış açılarımız farklı da olsa, hepimizin hayatında bir yer teşkil ettiğini kabul etmeliyiz.
Müzik tarihi, küçük yaşlarda müzikle tanışarak büyük başarılar elde eden ve otoritelerce dahi olarak nitelendirilen yüzlerce müzisyenle doludur. Bunlar gerçekten de müzikal anlatımın sınırlarını zorlamış, aradan yıllar geçmesine rağmen hala değerini koruyan, istisna kişilerdir. Fakat müzisyen olmak ya da bir şekilde bu dünyanın içerisinde yer almak için mutlaka üstün bir yeteneğe sahip olmak mı gerekir?...
Günümüzde, müziği çok sevmesine rağmen, içinde bulunduğu olumsuz şartlar, gelecek kaygısı ve daha birçok nedenle, belki de hiçbir zaman yapmayacağı bir mesleğin okulundan mezun olan insanların sayısı giderek artmaktadır. Bu durum, kendi yeteneğinin farkında olmayan, hayatında hep bir şeylerin eksikliğini hisseden ve gerek kendine gerekse topluma faydalı olabilecekken, tam tersi, mutsuz ve toplumdan kopuk bireyler yetişmesine neden olmaktadır.
Müzisyen olmak ya da mesleğinin yanı sıra müzikle hobi olarak ilgilenmek isteyen kişilere yönelik farklı yaklaşımlar içeren bu müzik eğitimi, piyano, solfej, armoni ve müzik tarihi dersleri adı altında uygulanmaktadır. Temel ilke, hiçbir yaş sınırı gözetmeksizin, müzik eğitiminin yanı sıra kişiye müzikal bir bakış açısı kazandırmaktır.
Unutmayın......
Sahip olduğunuz yeteneğin farkında olmak ve ne istediğinizi bilerek elinizden gelenin en iyisini yapmak, en az bir dahi olarak dünyaya gelmek kadar değerlidir.
Eğitmen Uğur KAPLAN |
|
 |